Nilgün Karabulut'un sitesine hoş geldiniz!
Olmaya cihanda bir nefes sıhhat gibi.

DAYANIŞMAYA VARMISIN,YOKMUSUN?

nelly

Dün gece


 


Acun Ilıcalı'nın sunduğu Varmısın Yokmusun adlı yarışmasında birliğin,beraberliğin ve yardımlaşmanın ne kadar güzel olduğunu gözler önüne seren 24 yarışmacı ,Ceylan'ın kazanması için ellerinden gelen desteği vererek arkadaşlarını motive ettiler.Ceylan engelli anne-babanın üç çocuğundan biri .Ceylan ve erkek kardeşinin biri üniversitede,diğer erkek kardeşi lisede okuyor babası malulen emekli.Evin tek çalışan ferdi Ceylan.Ve evi geçindirmek ailesini mağdur etmemek için tüm sosyal faaliyetlerden kendini frenlemiş.Kendisine giysi alma imkanı olsa bile almayıp evin elektrik,su faturasını ödemeyi tercih eden mağrur,ve hayırlı bir evlat.Ne mutlu Ceylan'ın annesine ve babasınaki böyle hayırlı bir evlatları var.Ceylan büyük miktarlı kutuları açtırdığı esnada göz yaşlarına boğulan yarışma arkadaşları ona yarışmanın son saniyesine kadar destek verdiler ,ve ona 111.000 ytl kazanmasına vesile olup,güzel bir dayanışma örneği sergilediler.Teşekkürler Acun Ilıcalı bizlere insani değerleri hatırlattığın için ve güle güle harca Ceylan.


 



Date: 29 May 2008, Thursday
Comments (7) | Add Comment | More



29 MAYIS 1453 İSTANBUL'UN FETHİ

nelly















İstanbul'un Fethi, 29 MAYIS 1453'te  şehri günlerdir kuşatan Osmanlı ordusunun, şimdi İstanbul  olarak bilinen, o zamanki adıyla Konst,antinopolis şehrini Sultan II. Mehmed Han'ın komutanlığında fethetmesidir.


1453 yılında, Padişah II. Mehmet, hocası Akşemsettin’in de teşvikiyle İstanbul’a yeni bir saldırı düzenlemeye karar verdi. Önce, Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılan Anadolu Hisan’nın karşısına Rumelihisan’nı yaptırdı. Edirne’de döktürdüğü balyemez adı verilen büyük toplarla savaşa hazırlandı.6 Nisan 1453 günü, Osmanlı ordusu Bizans surları önüne geldi. Bizans İmparatoru Konstantin, Haliç’i zincirle kapatarak Osmanlı Ordusu’nun şehre denizden girmesini önledi. 11 Nisan günü kuşatma tamamlandı ve top ateşi başladı. Yirmi gün süren top ateşinden kesin bir sonuç alınamadı. Şehrin denizden de kuşatılması gerektiğini düşünen II. Mehmet, bir gece yetmiş parça gemiyi karadan yürüterek Haliç’e indirdi.

Bizanslılar, sabahleyin Osmanlı Donanması’nı Haliç’te görünce büyük bir korkuya ve paniğe kapıldılar. Haliç’ten ve karadan yapılan top atışlarıyla surlarda gedikler açıldı. Bunun üzerine, 29 Mayıs günü bir genel saldırı düzenlenmesine karar verildi. Hocası Akşemsettin II. Mehmet’e cesaret veriyor; Hz. Peygamberin, "Konstantin elbet fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne iyi komutan ve onun askerleri ne güzel askerlerdir" sözüyle müjdelenen komutanın kendisi olduğunu söylüyordu. Bu inançla 29 Mayıs günü son taarruz başladı. Çok kanlı ve zorlu bir savaştan sonra birçok şehit verildi. Bu şehitler arasında, Bizans surlarına Türk bayrağını diken Ulubatlı Hasan da vardı. Nihayet, Mayıs 1453 Salı günü, İstanbul fethedildi.

İstanbul’un fethi, hem Türk tarihi için hem de dünya tarihi için önemli bir olaydır. Türk tarihi için önemi İstanbul’un fethiyle, Osmanlıların, Balkanlardaki ilerlemelerine engel olacak hiçbir gücün kalmamasıdır.


Avrupa’da ilerleyişini sürdüren Osmanlı Devleti, büyük bir imparatorluk haline gelmiştir. Dünya tarihi bakımından ise, İstanbul’un fethi, Orta Çağ’ın kapanıp Yeni Çağ’ın açılmasına sebep olmasındandır.
 Bu fetihten sonra Osmanlı Devleti İmparatorluk olmuş, henüz 21 yaşında olan Sultan II. Mehmed, Fatih unvanını da alarak Fatih Sultan Mehmed olarak anılmaya başlanmıştır. Tarihteki en önemli devletlerden olan Doğu Roma İmparatorluğu  böylelikle sona ermiştir.KAYNAK:İnternet


Dün tesadüfen Edirnekapı'dan  geçerken o surların yer yer yıkılıp yer yer de onarılmış haline baktım ve o restore edilen bölümlerdeki taş yığını ,adeta gururla dimdik duruyordu.Çocukluğumdan beri,daha doğrusu İstanbul'un fethini öğrendikten sonra o surların içinde gezmek Ulubatlı Hasan'ın şehit düştüğü yerde fatiha okumak beni hep hüzünlendirir ağlatır.Ama çok üzgünümki o heybetli surların karşısındaki ŞEHİTLİK'te yatan Fatih'in askerleri, boynu bükük yatıyorlardı. Eskiden ihtimamla bakılan o yerler ,o şehitlik, kaderine terk edilmiş, mezarların üzeri çalı çırpı dolmuş el değmemiş otlak gibi olmuş mezarlar çökmüş oysa 7-8 yıl öncesine kadar iyi idi mezarlık şimdi terk edilmiş nedenine gelince artık oralardan bir sürü yollar alttan tüneller geçti ,üstten yol geçti.Kimse burada yatan şehitlerimize bu efsane şehri borçluyuz demiyor.Kadir Topbaş eğilde kulak ver bu sessiz,sâkît yığın ne diyor, hadi bir el atıverde Fatih'in askerlerinin bükük boyunları düzelsin,Sayın AKP'liler hani Osmanlı Devri özlemi içindesiniz unutmayınki;Fatih Sultan Mehmet'te askerleri,yeniçerileride Osmanlı.Sayın Hayrünisa hanım efendi Dolmabahçe Sarayı'ndan obje,yada eşya seçip ,Çankaya Köşkü'ne götürürsen  hoş karşılanmaz ama bu ölülerin mezarlarının otlarının temizlenmesi emrini vermeniz sempati kazanmanız için bir vesiledir. 

Sağlıcakla kalınız.

Date: 29 May 2008, Thursday
Comments (5) | Add Comment | More

BİR YILDIZ DAHA DOĞUYOR

nelly































































Cumartesi öğlen saatlerinde yorum yazmak için Onpuntoyu açtığımda siteye giriş engellenmiştir deyince şaşırdım ama engellenebilir pencerelerdende izin verdiğim halde bir türlü giremedim,moralim bozuldu.Çarşıda  maksatsızca yürürken Şener Vurkaya'ya rastladım.Şener Vurkaya çocuk denecek yaştan beri müzikle uğraşıyor ve sesi çok güzeldir.Çok küçük olmasına rağmen sesi daha büyükmüş gibiydi kendiside oldukça karizmatik sanatçı ruhu taşıyan bir gençti.Aynı zamanda iyi bir Onpuntokolik okuyucularındandır.Birden bir şey dürttü beni Şener Vurkaya'ya bir röportaj yapabilirmiyim seninle deyince her zamanki gibi naziklikle neden olmasın dedi ve ricamı kabul etti.

 


N.K:Şenerciğim bu aralar dizilerden uzak gibisin hayırdır.





Şener Vurkaya : Ablacığım bu sıralar oldukça yoğunum yakında inşaallah bir şeylerin müjdecisi olacağım.





N.K:Seni daha iyi tanımamız için biraz kendinden bahsedermisin?





Ş.V:Bildiğin gibi uzun süredir müzikle uğraşıyordum ama içimdeki oyunculuk ve tiyatro aşkını susturmam mümkün değildi çeşitli yollar çareler fırsatlar arayıp duruyordum bu arada Şahin Özer Sanat Eğitim Merkezinde tiyatro sanatçıs olan Tülay Taşdöğen'le tanışmam sanat hayatımın miladı oldu ve Tülay Taşdöğen'inde yardımıyla ve onun desteğinide alarak sahne ve diksiyon eğitimime başladım.Bir aralar TV dizilerinde küçük roller almıştım ama ilk önemli rolüm Şubat Soğuğu adlı TVdizisinde polis Ahmet rolünü oynayarak   epey beğeni aldım şarkıcılık    deneyimimden sonra oyunculuk bende tutku haline dönüştü.     Bu nedenle tiyatro benim de  yaşamımın bir parçası haline geldi.





NK:  Oynadığın başka dizilerde vardı onlardanda bahsedermisin biraz

 


 Şener Vurkaya :E bir kaç dizide   küçük küçük   rollerde oynamışdım





N.K:O bakıyorum tevazu gösteriyorsun.oysa;''Dök İçini Rahatla''adlı dizide oldukça iyi bir performans sergilemiştin.Ve yapımcılarında dikkatlerini üzerine çekmiştin.Hâttâ rahmetli C.Cem Ertürk'ün rahatsızlığı ilerlemeseydi  filim projesinde sana yer verecekti. Ama onu kaybedince bu projede yarım kaldı.Allah rahmet eylesin.





 Şener Vurkaya: Evet o sıralar bir talihsizlikler ardı ardına geldi.Çünkü o sıralarda bir sinema prodüksiyonu olan ve çekimleri Ayvalık'ta gerçekleşen Kurtuluş Savaşındaki ''Akbaş Baskın'ı'' adlıu filimde Edremitli Ömer rolünü canlandırırkende ben rahatsızlanmış bir ara çekimlere ara vermiştim.Tedavi süremden sonra filme kaldığım yerden başlamıştım.Zaten o sinema filminin ardınada''Boşanmak istemiyorum adlı dizide Hüseyin karakterini canlandırmıştım.





N.K:Bu arada tiyatro eğitimini ne yaptın?





Şener Vurkaya:Hiç ara vermeden devam ediyorum.Tiyatro benim büyük tutkum ve olmazsa olmazım.Sadri Alışık Kültür ve Sanat Merkezin'de oyunculuğumu pekiştirmek için Çolpan İlhan,Kerem Alışık,GülsenTuncer,Birgül Ulusoy,Emre Narcı gibi bir çok sanatçıyla beraber çalışma fırsatı yakaladım.Zaten Sadri Alışık Kültür ve Sanat Merkezi'inde aldığım dramatoloji ve diksiyon eğitimleriyle kendimi geliştirmeye çalışıyorum.





N.K:Başka çalışmaların varmı?





ŞenerVurkaya:Tabiiki; en son geçtiğimiz şubat ayında yayınlanan ''Yalan Dünya''adlı TVdizisinde başrol oynadım.

 

N.K:Evet izledim bu rolünle kamera önündeki karizmatik duruşunu ve yüksek performansını başarıyla sergilemişsin.





Şener Vurkaya:Teşekkür ederim ,teveccühün .Yanlız Sadri Alışık Tiyatrosunda Fransa'da halen gösterimde olan Fransız yazar Rene Rıpert'in ''Suçlu'' isimli oyununda, hocam Çolpan İlhan   yönetiminde avukat Andre Ryer karakterini vede aynı dönem Anton Chov'un Sevgili Doktor isimli oyunu ile Tiyatro Festivali süresince oynanacak her iki oyunun çalışmalarına yoğun bir şekilde başladık. 





N.K:Desene Haziran ayında Sadri Alışık   Tiyatrosunda   Festival kapsamında profesyonel tiyatro oyunculuguna adım atıp izleyici karşısında yeteneğini sergileme sansını  yakalamışsın





Şener Vurkaya:Eh biraz öyle oldu üstelik Eylül-Ekim ayı içerişrinde çekimlerine başlanması  düşünülen bir sinema prodüksiyonunda rol almak için yapımcısıyla yönretmeniyle ön görüşmelerine devam ediyoruz.





N.K:Bu söyleşi için teşekkür ederim.





Sanatçı Şener Vurkaya'ya başarılarının devamını diliyorum.Ve onun en yakın takipçisi olacagımızı belirtmeden  geçemeyeceği.

 

 



Date: 29 May 2008, Thursday
Comments (3) | Add Comment | More

EMEKLİLİK

nelly














     Hayat boyu çalışıp didinirsin. Hep bir koşuşturma, hep bir hareket gerektirir.Tabi sadece bununla kalmaz. Zeka, fiziksel güç, istikrar, azim ,hırs da bir bütün halindedir.
Hep bir hayat mücadelesi taşırsın. Kimi zaman aldığın karşılık yani maaş tatmin eder, kimi zamanda bir ömür iki yakayı bir araya getirmeye uğraşırsın.
      Ama gün gelir beyninde bedeninde yorulur.”Tamam”derler.”Sen artık emeklisin” Eline sıkıştırdıkları iki kuruş para ile kala kalırsın. Emekli olmak aslında sevindirici olmalı değil mi?Bunca iş , bunca yorgunluğun karşılığı olmalı. Ama öyle değil. Sırtında bir ömür bir küfe taşırsın. Ama onu bir kez bırakırsan bitersin.
       Emekli insan gereksiz insan oluverirsin. Avrupa daki ülkelerde emekliler baş tacı yapılıp ödüllendirilirken hatta, kendi  kendilerine ödül verip, bizim turizm dengemize bile katkıda bulunurken, bizler bu maaşla kapı dışarı zor çıkarız.Tabi iş parayla bitmez. Artık sözüne riayet edilmez, lafa karıştırılmaz kısaca hiç dikkate alınmaz.
     Çalışmadığı için işsiz güçsüz ,ayak altında dolaşan insanlar haline gelir. Sanki bir ömür çalışmamış gibi. İki kuruş maaşını almak için sürünür. Kuyruklarda bekler, hatta kimi zaman kuyruklarda can verir.
     Bu mudur karşılığı? Bu mudur hak edilen?Bunca emeğin çabanın sonucu böyle mi olmalıdır? Tabi bu manzarayı gören çalışan ama emekliliği çoktan gelmiş insanlar emekli olmaktan korkarlar. Bu olay da bağlantılıdır.Onlar emekli olmaz, gençlere de yer açılmaz. İşten emekli olmak hayattan da emekli olmak mıdır?


Date: 23 May 2008, Friday
Comments (10) | Add Comment | More

YETERKİ HAYVANLARIMIZ RAHAT ETSİN

NELLY Taksiler son günlerde gündeme park edip oturdular önce İstanbul'da seferlere başlayan Deniz Taksi,Bolu'da Uçak Taksi üstelik (saat ücreti 500Euro) ve bunlardan dahada ilginç artık evcil hayvanlarımız için PeTaksi'ler var.düşünsenize iri ırk bir köpeğiniz var aracınız yok,yada aracınız var  ama bakımda,köpeğiniz hastalandı veterinere götüreceksiniz ancak hiçbir taksi sizin Golden Retriever veya Rotweiller yada Daua'nızı almak istemez.Peki hayvanı kendi halinemi bırakacaksınız işte!tam bu can alıcı noktada PETAKSİ imdadınıza yetişiyor bir telefonla gelen konforlu köpeğinizin tüm ihtiyaçları en ince detayına kadar düşünülmüş.Panelvan şeklinde araçların içinde;sedye,ağ,hatta agızlık gibi donanımlar mevcut ,değil veterinere bu taksilerle şehirler arası bile rahatlıkla gidilir yeterki siz paradan haber verin.Oldukça masraflı olan bu köpekleri besleyenler için pek önemli değildir ücreti ama yine bilgilendirmek için biraz taşıma ücretine değineyim.Açılış ücreti 5 ytl. sonrasında km başına 2 ytl. ekleniyor.Ama canımız kadar sevdiğimiz köpeğimiz rahat etsin yeterki.

Date: 23 May 2008, Friday
Comments (10) | Add Comment | More

NEDEN ÖN YARGILIYIZ

nelly





      Ön yargı, genel ve özel kullanımlarında bir taraf tutma biçimidir. Bir ideolojik fikri veya bakış açısını koşulsuz desteklemek manasında kullanılır, ön yargı halk arasında genellikle bir kişinin kararlarının ağırlıklı bir şekilde tek taraflı olarak ortaya çıkmasında kullanılmaktadır.


Öncelikle kısa bir hikaye anlatmak istiyorum.


      Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu doğmadan ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın, kendisine arkadaş olması için dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye baslar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır.


     Günler geçer ve kadın bir gün bir kaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. Gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvanı. Tam o sırada içerdeki odadan  bebeğin sesi duyulur. Anne odaya girer, ve  beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür. Olay tamamen yılan ve gelincik arasında gerçekleşmiş olmasına rağmen, anne bakıp anlamadan, görüp öğrenmeden tam bir önyargı ile yani gelinciğin evcil bir hayvan olmadığını düşünerek ona saldırmış ve öldürmüştür.


      Belki bu bir hikaye ama önyargı hayatımızın ruhumuzun içinde, önyargı ile kimleri cezalandırmadık, kimleri terk etmedik, arkadaşlığımızı, ortaklığımızı hatta dostluklarımızı bitirmedik. Kimleri yerle bir edip hayatlarını alt üst etmedik. Kimse ön yargılı değilim dir demesin. Zaman içerisinde mutlaka önyargı ile baktığımız olaylarla karşılaşabiliyoruz. Ama tabi bunu yaşam şekli olarak kabullenmiş insanlarda olabiliyor. Örnekleri çoktur. Toplum olarak önyargılı olabilir miyiz diye düşünmeden edemiyorum. Bir kötünün asla iyi olamayacağını düşünürüz hep, mesela bir hırsızın oğlu hırsız olur yada kötü yola düşmüş bir insanın kızı kötü olur gibi…


      Önyargı, emin olmadığımız yada tam anlamıyla bilgimiz olmayan  konularda kafamızda verdiğimiz kesin ve net kararlar olarak hatta çoğu zaman yanlış kararlar olarak hayatımızı yada başkasının hayatlarını etkiler.Çoğu zaman ekran önünde oturarak o beyaz camın içerisinde görünen insanları eleştirip dururuz. Onları tanımadan hayatları hakkında tam bir önyargı ile yorumlar yaparız.


      Önyargılı olmak, insanların hakkımızda doğru kararlar alamamalarını, yada bizimle olan  paylaşımları konusunda tereddütler yaşamalarını sağlar. Bu yüzden önyargıya varmadan önce daha mantıklı ve akılcı düşünceler içinde bulunur ve daha hoşgörülü yaklaşımlar taşırsak, eminim  huzurlu bir yaşam sürdürebiliriz.



Date: 23 May 2008, Friday
Comments (0) | Add Comment | More

1 YAŞINDA SİGORTALI OLMAK GÜZEL

nelly

Siz burnunuzu sokana kadar, sürünerek de olsa kör topalda olsa ,yürüyen bir sistemimiz vardi.



 Bir düzelttiler...bir düzenlediler ki...



 Komple iflas etti.



 Çünkü, siz emeklilik yaşını 65'e çekince, ahali de sigortalılık yaşını 1'e çekti!



 Henüz dogmamış çocuğunun ultrason fotografini getirip, sigortalı yapan bile oldu.



 - Bu ne?



 - başı herhalde



 - Onu sormuyorum birader, neci?



 oyuncu! diyeceksinizki doğmadan olurmu?



Bizce de olmaz.. Hatta tam 'Oyle sey olur mu' demeye hazirlaniyorduk ki,
Basbakanimiz ATO Baskani'ni kolundan yakalayip,
'Bizim Memo'nun kaydini yaptin mi?' diye sordu.


    Memo, Cumhurbaşkanı'nın oglu.Emre



Mısır  tüccarı.E, 15 yaşında mısır tüccarı olursa,



5 yaşında finansman müdürü neden olmasın?



Berber tıraşı bıraktı, çocuk başına 500 liradan kayıt yapıyor.



 Sayenizde 'sigorta hava parası' diye  bir şey cıktı başımıza...
Masraflar 260 lira filan tutuyor, 240'ar lira yelken...



 Ok yaydan çıktı tabii...



 Şu anda bizim mahalle berberine kayıtlı 1813 işçi çocuk var.



 Bakkalda çırak patlaması yaşanıyor.



 Ana babalar aniden hucum etti,



350 sene reklam çekmeye yetecek kadar bebek yıldızımız oldu.



 Üstelik...



 65 yaş emelinize ulaşamayacaksınız.Çünkü bu hayat şartlarında o kadar yaşanmaz
 Ama millet, firsat bu firsat, 1 yaş emeline ulastı...



 Yarin, obur gün   hükümet değiştiğinde gelen bu yasayı iptal ederse,
'mezarda emeklilik' hikaye olacak.


 'Kundakta sigortalılık' baki kalacak.Çünkü verilen hak alınmaz



 



Date: 21 May 2008, Wednesday
Comments (9) | Add Comment | More

PKK'NIN MALİYE KAYNAKLARININ YAYINLANDIĞI GAZETE

nelly

yorumsuz olarak gazeteyi kopyalıyorum.Ve ateş olmayan yerden dumanın tütmediğine kanıt.





















   
 














Axtar
















































ANA SƏHİFƏ
Son xəbər
Gündəm
Araşdırma
Siyasət
Müsahibə
Sosial
Dünya
Maraq
Tarix
Mənəviyyat
Bu bizik
Bizimlə əlaqə
 · Bir yəhudinin etirafı
 · Qərb növbəti dəfə hicabı təhqir etdi
 · Təbrizdəki Ərk qalası məhv edilməkdədir
 · 4 nəfərlik pariyanın "gurultulu" qurultayı
 · “Qurana-Hə, Amerikaya - Yox!”
 · İqbal Ağazadə nədən narazıdır?
 · “Elçi”-Fikrət Fəraməzoğlu davası davam edir
 · Emete Gözügüzelli:Domuzlar Çirkefsiz Yaşayamaz! (I)
 · Rauf Arifoğlundan Əli Kərimliyə sərt mesaj
 · Futbolda cadu





Azərbaycan xalqının ümummilli liderinin saytı

Azərbaycan Respublikası Prezidentinin rəsmi saytı



quality="high" bgcolor="#ffffff" width="100" height="50" name="found"
align="middle" allowScriptAccess="sameDomain"
type="application/x-shockwave-flash"
pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" />


Azərbaycanın birinci xanımının saytı

Hər şey Azərbaycan haqqında





Baş redaktor:
Aqil ƏLƏSGƏR
Redaktor müavini:
Namiq ZEYNƏDDİN
Redaksiyaya zəng:
(+99455) 211-11-82
































DÜNYA:  PKK-nın maliyyə qaynaqları açıqlandı




[ Sayta qoyulub: 13:30 14.03.2008 ] Oxunub: 252

İllik gəliri 500 milyon avroya çatan terror təşkilatı İran və Ermənistanla ciddi əlaqəyə malikdir

PKK terror təşkilatının illik gəliri 500 milyon avroya yaxındır. Bu məlumatla Türkiyə Silahlı Qüvvələrinin Baş Qərargah rəisinin müavini, ordu generalı Ərgin Sayqun çıxış edib. Ankarada Türkiyə Baş Qərargahı tərəfindən təşkil edilmiş terrorla mübarizəyə dair beynəlxalq simpoziumun yekununda çıxış edən general bildirib ki, kəşfiyyat və digər mənbələrdən əldə edilən məlumatlara görə, PKK mafiya şəklində fəaliyyət göstərən beynəlxalq terror təşkilatı olaraq çoxsaylı mənbələrdən gəlir əldə edir. Özü də bu gəlirlər son 3-4 il ərzində iki dəfədən çox artıb.


“PKK-nın eyni zamanda mütəşəkkil cinayətkar şəbəkə olduğu aşkardır. Bu məqam br sıra beynəlxalq hesabatlarda əksini tapıb. Terror təşkilatı başda narkotik vasitələr olmaqla insan, siqaret, yanacaq və silah alveri, xərac toplama, saxta şirkətlər təsis edərək qeyri-leqal pul dövriyyəsi, çirkli pulların leqallaşdırılması kimi qanunsuz fəaliyyətlər yoluyla böyük miqdarlarda gəlir əldə edir” deyə general bildirib. Sayqunun dediyinə görə, Avropa ölkələri terror təşkilatının maliyyə qaynaqlarınının kəsilməsi yönündə ciddi fəaliyyət ortaya qoymurlar. O deyib ki, son məlumatlara görə, PKK-nın illik gəliri 500 milyon avroya yaxındır, bunun 200-250 milyon avrosu narkotik tranzitindən və satışından, 100-150 milyon dolları siqaret, insan, yanacaq və silah alverindən, qalanı isə müxtəlif formalarda edlən yardımlardan əldə olunur. Sayqunun bildirdiyinə görə, PKK əldə etdiyi silahları təkcə özü istifadə etmir, çox uzaqlarda fəaliyyət göstərən digər terror qruplarına da satır. “Terror təşkilatı Avropa ölkələrindəki narkotik dövriyyəsinin 80 faizə yaxınına nəzarət edir, lakin bu ölkələr onların xalqlarını zəhərləyən bu təşkilata qarşı laqeyddir”, - deyə Sayqun bildirib.

Açıqlanan rəqəmlərdən görünür ki, PKK-nın gəlirləri son illər ərzində iki dəfədən çox artıb. Avropa Birliyinin polis təşkilatı olan EUROPOL-un 2005-ci ilə olan hesabatında deyildiyinə görə, PKK yuxarıda sözügedən qanunsuz yollardan ildə 300 milyon dollar gəlir götürürdü. Təşkilatın bildirdiyinə görə, Orta Asiyadan Avropaya uzanan narkotik tranziti marşrutu PKK-nın nəzarətindədir. Narkotik maddələr əsasən Rumıniya və İngiltərə üzərindən Avropa ölkələrinə keçirilir. Narkotik maddələr Əfqanıstan və Pakistandan, habelə İrandan daşınır və tranzit kimi isə Azərbaycan ərazisindən istifadə olunur.

PKK-nın narkotik tranziti marşrutunun Azərbaycandan keçdiyini Türkiyənin polis mənbələri də təsdiq edir. “Polishaber.com” saytında yer alan məlumatlarda deyilir ki, Türkiyənin hüquq-mühafizə orqanları PKK-nın iki əsas narkotik tranziti marşrutunun olduğunu müəyyən edib. Bunlardan biri Rusiya, Ukrayna və Polşa üzərindən Qərbi Avropaya doğru uzanır. Digər marşrut isə, İran-Azərbaycan-Ermənistan-Gürcüstan-Rusiya-Avropa təşkil edir. Lakin PKK-nın narkotik tranzitindən əldə etdiyi gəlirlər daha böyük, hətta fantastik ola bilər. Belə ki, təkcə ötən il Türkiyə ərazisində ələ keçirilən və bazar qiyməti 2 milyard dolları keçən heroinin 2 tonu PKK-ya aiddir. Türkiyəin polis kəşfiyyatı mənbələrinin məlumatlarına görə, İrandan daşınan narkotik qatır və atlarla dağlıq ərazilərdən keçirilərək Van vilayətinə, oradan isə İstanbula gətirilir. Azərbaycan ərazisindən keçərək daşınan narkotik isə əsasən iritonnajlı yük maşınlarında daşınır. Xatırladaq ki, son vaxtlar Azərbaycanın hüquq-mühafizə orqanları ölkə ərazisində İrandan gətirilmiş böyük miqdarda narkotik maddə ələ keçiriblər.

PKK-nın gəlir mənbələrindən biri olan siqaret qaçaqmalçılığının da marşrutu Azərbaycan üzərindən keçir. Bu haqda yerli mətbuat əvvəllər dəfələrlə yazıb. Avropa Birliyinin hesabatında deyilirdi ki, PKK-nın təkcə siqaret qaçaqmalçılığından əldə etdiyi gəlirlər ildə 300 milyon dollara yaxındır. Terror təşkilatının yanacaq qaçaqmalçılığı da Azərbaycandan yan keçmir. Dəfələrlə yerli mənbələr və Türkiyə KİV-lərində Azərbaycandan İraqın şimalına qaçaq yolla yanacaq daşınması faktları haqda yazıb. Bununla belə, PKK-nın gəlir mənbələrindən bir çoxu elə Türkiyənin özündədir. Bu yaxınlarda “The Guardian” qəzeti yazmışdı ki, PKK-nın maliyyə qaynaqları arasında Türkiyədəki kürd əsilli iş adamları və sahibkarlar da var.

F.Məmmədov/YM



 







Əlavə keçidlər


Oxşar xəbərlər:
· “Dığabaşı” kim olacaq?
· Uzaqdakı dost ölkə: Suriya
· «İranlılıq» Düşüncəsinə Gedən Yol
· «İranlılıq» Düşüncəsinə Gedən Yol
· «Troya atları» ilə işğal
· İkinci I Pyotr: Vladimir Putin
· "Amerika 28 ildir ki, bizi hədələyir, təhqir edir"
· İranın nüvə siyasəti hərbi məqsədlərə hesablanıb

DÜNYA bölümünün son 20 xəbəri:
· “AKP bağlanacaq” qorxusu…
· Türkiyəni çalxalayan gizli "dinləmə" skandalı (yenilənib)
· "Milli duyglarına sahip çıkanların her zaman yolu açık olsun"
· DAK-ın Qurultayına hazırlıq işləri davam edir
· Rüstəmxanlıdan Xameneyiyə açıq mesaj: Bu millətdən və Allahdan qorxun!
· İranda Azərbaycan Türklərinə qarşı vandalizm hərəkatı davam edir
· Dini Komitə ABŞ Dövlət Departamentinin cavabını verdi
· Əyyaş eks-prezidentin ölümünün ildönümü
· İrandan Azərbaycana «narkotika» ixracı...
· Uzaqdakı qardaş ölkə: Pakistan
· Ərdoğan Nazirlər Kabinetini fətullahçılardan təmizləyəcək
· Vatikan müsəlmanlarını xristianlaşdırmağa çalışır
· Rusiya ermənipərəstliyini gizlədə bilmir
· Davam edir “İslamafobiya”...
· Rədd olsun ermənipərəst ATƏT-in Minsk Qrupu!
· Türkiyədə kimin əli kimin cibindədir?
· Türkiyənin “partiya qəbristanlığı”
· PKK-nın maliyyə qaynaqları açıqlandı
· "Üçüncü Cihad Dalğası"
· Ermənistanın paytaxtında Türk şirkəti!


Çap variantı  Dosta göndər


 



Date: 21 May 2008, Wednesday
Comments (3) | Add Comment | More

Gülmek herkese yakışır

nelly

İDEAL ŞOFÖR


Trafik polisi cevirme yapıyormuş ve  bir polis, aracı durdurup kontrol etmektedir


 Polis:tebrikler beyefendi, bu gün ilk kemer takan sizsiniz size 1 milyar ödül veriyorum, bu parayla ne yapmayı düşünüyorsunuz?


Adam:ehliyet almayı.


 Polis: sizin ehliyetiniz yok mu?


 Yandan karısı: siz ona bakmayın memur bey içince böyle sapıtır


Polis: iyice zıvanadan cıkmak üzereyken,


 Arkadan bi arkadaşları:ben size demedim mi çalıntı arabayla yola çikmayalaım diye ,


Polis: tam tepki verecekken ,


Bagajdan bir ses :sınırı geçtikmii ?


YENİ ÇERİ AĞASI


Sarhoş bir yeniçeri ağası bir gün dolaşırken bir Yahudi’yi görmüş hemen üstüne atlamış. "Siz İsa’yı öldürdünüz!!" diye.. Yahudi panik içinde "Ama efendim o 1.500 yıl önceydi" demiş.. -Yeniçeri ağası; "Napiim ben yeni öğrendim" demiş.


ŞOFÖR SARHOŞ OLUNCA


Sarhoş sürücü arkadaşına döndü: - Sanırım bir kasabaya yaklaşıyoruz - Nerden çıkardın şimdi bunu? - Daha çok adam ezmeye başladıkta..



Date: 21 May 2008, Wednesday
Comments (6) | Add Comment | More

DELİ FIKRALARI

 


DİKENLİ TEL


İki deli tımarhaneden kaçmaya karar vermişler. Biri ötekine: "Git bak bakalım dikenli teller yüksek mi alçak mı, eğer yüksekse altından kaçarız, alçaksa üstünden atlarız." Diğeri gitmiş, bir süre sonra geri gelmiş ve şöyle demiş: "Ne yazık ki kaçamayacağız arkadaşım çünkü hiç dikenli tel yok!"


BALIK TUTUYORMUŞ


Deli duvara oturmuş.Elindeki oltanın ucu sokağa sarkmış.... Yoldan geçen soruyor;- Orada balık mı tutuyorsun sen?- Hayır alık tutuyorum.- Tutabildin mi bari ?- çook ... Seninle 23 oldu


BİR KEDİ DAHA






Akıl hastanesinden kaçan iki deli, karşıdan gelen bekçiyi görünce iri gövdeli bir çınarın arkasına saklandılar. Bekçi,onların ayak seslerini işitmişti.Sordu:- Kim o?ıçlerinden biri kedi gibi miyavladı.Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki,delilerin ayakları altındaki yapraklar hışırdadı.Bekçi geri dönüp yine seslendi:- Kim var orada?ıkinci deli cevap verdi:- Bir kedi daha.


ENAYİ MİYİM BEN


Delinin biri hastanenin bahçesinde el arabasını ters çevirmiş ve sürmeye uğraşıyormuş. Bunu gören doktor: - Öyle sürülmez, düzeltsene arabayı. Deli hemen cevap verir: - Geçen gün senin dediğin gibi sürdüm akşama kadar kum taşıttırdılar, enayimiyim ben!


PLÂN BOZULDU


Akıl hastanesinde deliler bir araya gelip kaçış planı yaparlar. elebaşları planı anlatır : -Büyük bir kütük bulup ilk önce 1. kapıyı, 2. kapıyı ve daha sonra 3. kapıyı kıracağız ve herkes başının çaresine bakıp kaçacak. sabah olunca bir kütük bulurlar doğruca 1. kapıyı kırarlar, 2. kapıya koşup onu da kırdıktan sonra 3. kapıya yönelirler. 3. kapının açık olduğunu gören elebaşları der ki : -Arkadaşlar plan bozuldu geri dönün.



Date: 21 May 2008, Wednesday
Comments (3) | Add Comment | More

KARİKATÜR SEVENLERE

nelly

 Sizleri biraz olsun gülümsetebilmek için 


cehennem karikatürleriyle başbaşa bırakıyorum.Saygılar
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 



Date: 21 May 2008, Wednesday
Comments (6) | Add Comment | More

CİNLER ARTIK YARGIYADA EL ATMIŞ.

nelly, haberiniz olsun

Dünyada Siyonizmin gücü, İsrail'in faaliyetlerinden çok daha geniştir. Dünyadaki süper güçlerin üzerindeki Yahudi lobilerinin güdümü göz önüne alındığında, gerçek tablo ancak anlaşılabilir. Aynı şekilde, Mossad'ın faaliyetleri de Mossad ismiyle sınırlı değildir. Mossad, çoğu kez ortaya başka şekillerde çıkar. Mossad'ın örgütleyip yönlendirdiği yan kuruluşlar, örneğin mafya, kontrgerilla, sahte anti-semitik örgütlenmeler gibi paravan teşkilatlar Mossad hedefleri doğrultusunda faaliyet gösterirler.Gelelim konumuza Ankara Adliyesi bir kaybolup bir ortaya çıkan medyum Recep Kaplan'ın dava dosyasıyla çalkalanıyormuş. Savcı, “Dosya masamdan uçtu" derken medyum “Cinlerim beni sever” açıklamasını yapmış.İnanılması güç ama, olay, Ankara Adliyesi’nde yaşanmış. Yaklaşık bir yıl önce, ailece hukukçu olan olan bir şikayetçi, medyum Recep Kaplan’ın kendisini kandırdığı iddiasıyla davacı olmasıyla başlamış olaylar.
 Soruşturmaya bakan savcı, bir gün önce kendisine gelen ve bizzat üzerinde göz gezdirdiği dosya üzerinde çalışmak, bilirkişi incelemesi yaptırmak ve medyumun ifadesini almak istemiş. Ancak dosyayı bulamamış. Küçücük odada yapılan tüm aramalara rağmen dosya bir türlü bulunamamış.Aradan iki ay geçmiş.Savcının artık umudunu kestiği medyuma ait pembe renkli soruşturma dosyası masasının üzerinde duruyormuş. Dosyayı inceleyen ve hemen bilirkişi incelemesi yazısı çıkaran savcı, dosyayı masasının üzerine bırakmış. Savcı, istediği bilirkişi inceleme raporunun kendisine gelmesi üzerine, suçlanan medyumun ifadesini almak için görevli  katibinden, dosyayı  tekrar çıkarmasını istemiş. Ancak, dosya yine bulunamamış



. Medyum Recep Kaplan ise, davanın Yargıtay’da temyiz aşamasında olması nedeniyle yorum yapmak istemediğini belirterek şunları söylemiş: “Dosyayı beni seven cinlerim kaybetmiş olabilir".demiş. Kaplan ayrıca şu ilginç iddiayı ortaya atmış "CIA ve MOSSAD medyumlardan yararlanıyor. İddia ediyorum, benim gibi birkaç kişi var  Türkiye'de demiş.Artık yargımızda cinlerin,hocaların eline düştüyse halimiz nicedir.











 




 




 




 




 




 



 



Date: 21 May 2008, Wednesday
Comments (3) | Add Comment | More

SEMRA ÖZAL NEREYE KOŞUYOR?

nelly, haberin olsun

3-4 yıl öncesi bir köşe yazısında   Semra Hanım'a "ANAP"ı sormuş.
"ANAP neden böyle oldu" gibisinden.
Bayan Özal "ben siyasetten anlamam" diye geçiştirdi.
Masaya oturunca da bize "babasından dinlediği bir şeyi" nakletti:
- Babam derdi ki... Bir ev veya arsa alacağın zaman, satıcıya soracaksın... Bunu sen kendi kazandığın parayla elde ettin, yoksa babandan miras kaldı?


- Eğer, kendi kazancıyla sahip olmuşsa, satıcı onun kıymetini bilir... Ucuza satmaz... Ama babadan miras kaldıysa... Ucuza satıverir... Mirasyedilik böyledir... Turgut, ANAP'ı nasıl kurdu, bana bir sor... Ne zahmetler çekti... Ama mirası tüketmek çok kolay.


Diye yanıt veren Semra Özal ANAP'ın 25.ci yaş günü için düzenlenen panelde tekrar ANAP'a dönmek istediğini söylemesi  ve kaydının tekrar yapılmasını talep etmesi ''artık bende siyaset arenasındayım ''mesajını vermiş oldu.Oysa siyasetten anlamadığını vurgulayan kendisi değilmiydi?Yoksa siyasetle uğraşmak için bir alt yapının bir önemi yok mu?Daha önce ANAP'a baş vuran Ahmet Özal bu işe ne diyecek?Bekleyelim görelim.



 



Date: 21 May 2008, Wednesday
Comments (28) | Add Comment | More

DANIŞTAY BAŞKANINI ARIYOR.

nelly, haberiniz olsun Sumru Çörtoğlu'nun yaş haddinden emekliye ayrılmasıyla boşalan Danıştay Başkanlığı için seçim başladı. Dünya Online'nin haberine göre;

Danıştay toplantı salonunda yapılan Genel Kurul'da, salt çoğunluk sağlanarak seçimlere geçildi. Seçimde; başkanlık için, Danıştay 1. Dairesi Başkanı Yılmaz Çimen, 2. Daire Başkanı Mustafa Birden, 3. Daire Başkanı Gürsoy Gönenç ve 7. Daire Başkanı Turgut Candan yarışıyor.

Seçim bugün sonuçlanmazsa daha sonra belirlenecek günde devam edilecek.

Danıştay Başkanlığı'na aday olabilmek için 8 yıl Danıştay üyesi olarak görev yapmış olmak gerekiyor.

 Danıştay Başkanı seçilebilmek için üye sayısının salt çoğunluğu olan en az 48 üyenin oyunu almak gerekecek.

Gizli oyla gerçekleştirilecek seçimlerde ilk üç oylamada sonuç alınamazsa üçüncü turda en çok oyu alan 2 aday arasında dördüncü tur oylama yapılacak. Bu turdan da sonuç alınmazsa, seçim yeniden aday gösterilerek tekrarlanacak.

Danıştay'ın yeni başkanı yaş haddinden emekliye ayrılmazsa 4 yıl süreyle görev yapacak.
 



Date: 21 May 2008, Wednesday
Comments (3) | Add Comment | More

VARMI YA?

nelly, Nilgün Karabulut  

Ağlayarak geldik dünyaya


Sandık herşey  toz pembe,beyaz veya...


Seçme şansımız varmıydı ya ?


Bunca acılara dayandık


Bir gün güleceğiz diye yaşadık


Gülme şansımız varmıydı ya?


Hayat acımasız sürüp gidiyor


Derdin biri başlıyor biri bitiyor


Engel olmak şansımız varmı ya?


Yaşamak buysa yaşıyoruz


Hayatın yükünü omuzda taşıyoruz


Ölmek şansımız varmı ya?


Karar verip giderken ben


Ölmek için ,dersen daha erken


Dönmek şansımız varmı ya?


               Nilgün Karabulut



Date: 20 May 2008, Tuesday
Comments (6) | Add Comment | More

Sponsor