ADALET Mİ MÜLK'ÜN TEMELİDİR.MÜLK MÜ ADALETİN TEMELİDİR?
TEDAŞ USULSÜZLÜK YAPANLARIN PEŞİNE DÜŞECEĞİNE,PEŞİNE DÜŞTÜKLERİNE USUSÜZLÜK YAPIYOR
Nisan ayı elektrik faturası oturduğum blogta herkese gelipte bana gelmeyince merak edip Güngören'deki TEDAŞ'a gidip neden faturamın gelmediğini sordum.Sözleşmeniz iptal edilmiştir bunun için gelmez Tahsilat Servisi'ne sorun dediler.Tahsilat Servisi'ne müracaat ettiğimde 3 adet 2008 yılından 3-4-5 dönem faturam ile son dönem 4 faturamın ödenmemiş olduğu söylendi.Son dönem 2 faturam bankadan ödendiğini ispatladığım için fatura ödenmemiş fatura adeti 5'e düştü ancak bu faturalarda TEDAŞ'ın yetki verdiği ödeme merkezlerinden ödenmişti.Fakat ödeme merkezinin verdiği belgeleri saklamadığım için ispatlayamadım.Ancak ekektrik borcu olduğu dönem bir sonraki faturada belirtilip toplam şu kadar borcunuz var diye yazdığına göre ve benim elektriğim 2008 yılından beri süre gelen ödenmemiş bir borç yüzünden neden kesilmemiş ve faturalarımın altında geçmiş dönemden borcunuz kalmıştır ibaresi yazılmamıştır.Bu hesap karışıklığı nedeniyle Tahsilat Servisi borcumu ödeyip sonra itiraz edebileceğimi söyleyince 20.04.2008 günü borcumu ödemek istediğimde borcumun hukuk servisine intikal ettiğini belirtip beni Hukuk Servisine yönlendirdiler.Hukuk Servisi 'ndeki Fatma isimli memurede İcraya gönderildiğini söyledi.Ben ısrarla borcum neyse ödeyeyim dedimsede ilgili memur evraklarımın icrada olması nedeniyle borç miktarımın bir kaç gün sonra verdiği telefon numarasından arayıp öğrenebileceğimi ve o zaman ödeme yapabileceğimi söyledi.Ve 29.04.2009 günü benim ne kadar borcum olduğunu ancak öğrenebildim.Bana toplam 286 TL borcumun 568 TL olduğunu söylediler.İtiraz edip TEDAŞ'ın avukatıyla görüşmek istedim izinli şehir dışında dediler.Bana herhangi bir tebligat yapılmadan Bakırköy 11.İcra Müdürlüğüne gönderildim.İcra Müdürlüğünde Hukuk Servisinden verilen tarih ve sayılı icra dosyası bulunamadı.5.05.2009 olmuş ben bütün çabalarıma rağmen bir türlü borcumu ödeyememiştim.İcra Müdürlüğündeki Talimatlara bakan Olgun bey TEDAŞ'a telefon etti borcumun yarısını ödeyeceğimi kolaylık gösterilmesini isteyip beni TEDAŞ'ta Nagihan adlı memureye gönderdi.Bana ''borç benimdir tahakkuk eden bu borca itiraz etmeyeceğimi''bildiren bir yazıyı imzalamadan bu borcu ödeyemeceğimi ısrarla söylediler.Aynı gün Merter Tekstil Banka gidip 268 TL yatırdıktan sonra beni tekrar İcra Müdürlüğüne yolladılar.İcra Müdürlüğünde ödenen makbuzun dosyaya işlenmesi için bulunması gerektiğini söylediler ve dosya henüz TEDAŞ'tan gelmemişti.Ertesi günü yeni gelen dosyaların arasından bulunarak evrak imzalanacak abone kimse o gelecek dediler elimde vekaletname olduğu halde benim imzamla ödenen makbuzu işlemediler.Oysa TEDAŞ'ta parayı yatırabilmek için borca itiraz etmeyeceğime dair evrakı bana zorla imzalatmışlar o gün ödeme yapmazsam icranın hacze geleceğini söylemişlerdi.
Beni günlerce boş yere uğraştırdıkları ve müracaat ettiğimde hukuki bir işlem yapılmamış borcu ödettirmeyerek ve bu arada alelacele Hukuk Servisinde borcumu takibe alıp icraya verilmesi oldukça manidar değilmi?adı geçen birimler ,olanca hızlarınla dosyamı İcra Müdürlüğüne yolladılar.Ben henüz icraya yansımamış olan dosya daki borç miktarı 286 TLiken üstüne vekalet ücreti ve diğer masraflar ilave edilerekbenden istenmesi adilmidir.Bu da yetmezmiş gibi toplam borç 556 TL olmuştu.Ve bu durumu ,yaşadıklarımı BİMER Başbakanlık İletişim Merkezine e-mail yazarak bildirdim.Ertesi günü BİMER dilekçemi Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına,Maliye'ye ,Maliye'de Özelleştirme İdaresi Başkanlığına bildirmişlerdi.Ve bu şikayetimin üstünden 10 gün geçtilten sonra benimle alay eder gibi 21.05.2009 tarihi itibariyle 5 adet fatura bedeli 338 TL borcumun olduğunu bildiren bir yazıyı posta kutuma bırakmışlardı.Üstüne üstlük icralık olan bu borcun gecikme zamları dahil ,vekalet ücreti ve icra masrafları hariç toplam borç miktarı 346.66TL iken ve 268 TL.si de ödenmişken bana ilk yapılması gereken tebliğatın yapılması ''Adaletin Mülk'ün Temeli'' olup olmadığının bir kez daha düşünülmesi gerektiğidir.Oysa bir çok Kamu ve İktisadi Teşekküllerinin,bir çok iş yeri ve fabrikaların,bir çok büyük büyük iş adamlarının iş yerlerinin yıllarca birikmiş borçlarını tahsil etmeyip elektriğini kesmeyen hiçbir icrai takip yapmaz iken,binlerce kaçak elektrik kullananlara idare memurlarınca göz yumulurken hangi Adaletten bahsediliyor?Bu ülkede ''Mülk Adalet'in Temeli''nden çıkartılıp ''Adalet Mülk'ün Temeli'' olmadığı müddetçe biz hiçbir yere varamayız.Sadece vatandaşlar eziyet çeksin usulsüzlüklerle elektrik faturaları tahsil edilsin diyemi devletin Elektrik İdaresi özelleştirildi?Ne zaman kaçak kullananın ,peşine düşeceklerine vatandaşın üç kuruşluk borcunun peşine düşerel usulsüzce tahsilatlar yapılmasına kim engel olacak?Bu türlü vak'a yı sadece ben yaşamıyorum binlerce vatandaş aynı mağduriyeti yaşıyor.Birde bunların içinde gerçek elektrik borcu olanın değil yan dairesindeki akrabasının elektriğini kesip saatini söktükleri olaylarda var ama, insanlar devletten öcü gibi korktukları için seslerini çıkartamıyorlar.''Aman devletle uğraşılmaz''deyip susuyorlar.İnceleyin ,denetleyin,görün artık vatandaş çileden çıkıyor.
24 May 2009
Risk almadan ek kazanç elde etmek istermisiniz?
http://www.erolmarketing.org/ref.aspx?rcn=27174 ister üye ol kazan istersen üye yap kazan yada sadece kendin için vereceğin siparişlerden kazan.İster 3üye yap ,istersen satış için sipariş ver.Her iki durumdada kazançlısın.Devamlı satış yapma zorunluğu yok üyelik bedeli 60 tl. ödüyorsun ama o bedel karşılığında ürün siparişi veriyor ürünler sana geldiğinde o ürünleri satar paraya çevirirsen yatırdığın üyelik aidatını geri almış oluyorsun zaten denemekte yarar var.İnanır ikna olur aklına yatarsa katılırsın.Bu Titan gibi değil Avon ,Orflaiyn satışları gibi.Sevgiler.
22 May 2009
Türkiye'de yaşananlardan Azerbaycan'ın çıkaracağı ders mi?Ya biz hâlâ uyuyalım mı?Okuyun bu haberi
| ||||||||||||||||||||
İşte Azebaycan'da 13 Eylül 2008 'de yayınlanan Yeniçağ Gazetesi ,Azerice bilmesekte az çok okudunuzmu anlaşılıyor.Azerbaycanlılar Fethullah Gülen'in kim olduğunuda cemaatinin amacınıda Türkiye'den iyi biliyor ve Türklerden daha uyanık önsezgileri kuvvetli bir millet oldukları da ortada ,oysa; bizler hani her birimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün neferleriydik ne oldu bizlere Azebaycanlılar kadar olamadık.Dostumuz,komşumuz Azerbaycan ''Türkiye'de olanlar bize ders olsun'' başlığı altında yayınladığı bu haber asıl Türkiye'deki Fethullahçılar'ın kulağına küpe olsun.
| ||||||||||||||||||||
12 Oct 2008
DAYANIŞMAYA VARMISIN,YOKMUSUN?
Acun Ilıcalı'nın sunduğu Varmısın Yokmusun adlı yarışmasında birliğin,beraberliğin ve yardımlaşmanın ne kadar güzel olduğunu gözler önüne seren 24 yarışmacı ,Ceylan'ın kazanması için ellerinden gelen desteği vererek arkadaşlarını motive ettiler.Ceylan engelli anne-babanın üç çocuğundan biri .Ceylan ve erkek kardeşinin biri üniversitede,diğer erkek kardeşi lisede okuyor babası malulen emekli.Evin tek çalışan ferdi Ceylan.Ve evi geçindirmek ailesini mağdur etmemek için tüm sosyal faaliyetlerden kendini frenlemiş.Kendisine giysi alma imkanı olsa bile almayıp evin elektrik,su faturasını ödemeyi tercih eden mağrur,ve hayırlı bir evlat.Ne mutlu Ceylan'ın annesine ve babasınaki böyle hayırlı bir evlatları var.Ceylan büyük miktarlı kutuları açtırdığı esnada göz yaşlarına boğulan yarışma arkadaşları ona yarışmanın son saniyesine kadar destek verdiler ,ve ona 111.000 ytl kazanmasına vesile olup,güzel bir dayanışma örneği sergilediler.Teşekkürler Acun Ilıcalı bizlere insani değerleri hatırlattığın için ve güle güle harca Ceylan.
29 May 2008
29 MAYIS 1453 İSTANBUL'UN FETHİ
|
| |||||
|
1453 yılında, Padişah II. Mehmet, hocası Akşemsettin’in de teşvikiyle İstanbul’a yeni bir saldırı düzenlemeye karar verdi. Önce, Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılan Anadolu Hisan’nın karşısına Rumelihisan’nı yaptırdı. Edirne’de döktürdüğü balyemez adı verilen büyük toplarla savaşa hazırlandı.6 Nisan 1453 günü, Osmanlı ordusu Bizans surları önüne geldi. Bizans İmparatoru Konstantin, Haliç’i zincirle kapatarak Osmanlı Ordusu’nun şehre denizden girmesini önledi. 11 Nisan günü kuşatma tamamlandı ve top ateşi başladı. Yirmi gün süren top ateşinden kesin bir sonuç alınamadı. Şehrin denizden de kuşatılması gerektiğini düşünen II. Mehmet, bir gece yetmiş parça gemiyi karadan yürüterek Haliç’e indirdi. Dün tesadüfen Edirnekapı'dan geçerken o surların yer yer yıkılıp yer yer de onarılmış haline baktım ve o restore edilen bölümlerdeki taş yığını ,adeta gururla dimdik duruyordu.Çocukluğumdan beri,daha doğrusu İstanbul'un fethini öğrendikten sonra o surların içinde gezmek Ulubatlı Hasan'ın şehit düştüğü yerde fatiha okumak beni hep hüzünlendirir ağlatır.Ama çok üzgünümki o heybetli surların karşısındaki ŞEHİTLİK'te yatan Fatih'in askerleri, boynu bükük yatıyorlardı. Eskiden ihtimamla bakılan o yerler ,o şehitlik, kaderine terk edilmiş, mezarların üzeri çalı çırpı dolmuş el değmemiş otlak gibi olmuş mezarlar çökmüş oysa 7-8 yıl öncesine kadar iyi idi mezarlık şimdi terk edilmiş nedenine gelince artık oralardan bir sürü yollar alttan tüneller geçti ,üstten yol geçti.Kimse burada yatan şehitlerimize bu efsane şehri borçluyuz demiyor.Kadir Topbaş eğilde kulak ver bu sessiz,sâkît yığın ne diyor, hadi bir el atıverde Fatih'in askerlerinin bükük boyunları düzelsin,Sayın AKP'liler hani Osmanlı Devri özlemi içindesiniz unutmayınki;Fatih Sultan Mehmet'te askerleri,yeniçerileride Osmanlı.Sayın Hayrünisa hanım efendi Dolmabahçe Sarayı'ndan obje,yada eşya seçip ,Çankaya Köşkü'ne götürürsen hoş karşılanmaz ama bu ölülerin mezarlarının otlarının temizlenmesi emrini vermeniz sempati kazanmanız için bir vesiledir. |
29 May 2008
N.K:Şenerciğim bu aralar dizilerden uzak gibisin hayırdır. Şener Vurkaya : Ablacığım bu sıralar oldukça yoğunum yakında inşaallah bir şeylerin müjdecisi olacağım. N.K:Seni daha iyi tanımamız için biraz kendinden bahsedermisin? Ş.V:Bildiğin gibi uzun süredir müzikle uğraşıyordum ama içimdeki oyunculuk ve tiyatro aşkını susturmam mümkün değildi çeşitli yollar çareler fırsatlar arayıp duruyordum bu arada Şahin Özer Sanat Eğitim Merkezinde tiyatro sanatçıs olan Tülay Taşdöğen'le tanışmam sanat hayatımın miladı oldu ve Tülay Taşdöğen'inde yardımıyla ve onun desteğinide alarak sahne ve diksiyon eğitimime başladım.Bir aralar TV dizilerinde küçük roller almıştım ama ilk önemli rolüm Şubat Soğuğu adlı TVdizisinde polis Ahmet rolünü oynayarak epey beğeni aldım şarkıcılık deneyimimden sonra oyunculuk bende tutku haline dönüştü. Bu nedenle tiyatro benim de yaşamımın bir parçası haline geldi. NK: Oynadığın başka dizilerde vardı onlardanda bahsedermisin biraz Şener Vurkaya :E bir kaç dizide küçük küçük rollerde oynamışdım N.K:O bakıyorum tevazu gösteriyorsun.oysa;''Dök İçini Rahatla''adlı dizide oldukça iyi bir performans sergilemiştin.Ve yapımcılarında dikkatlerini üzerine çekmiştin.Hâttâ rahmetli C.Cem Ertürk'ün rahatsızlığı ilerlemeseydi filim projesinde sana yer verecekti. Ama onu kaybedince bu projede yarım kaldı.Allah rahmet eylesin. Şener Vurkaya: Evet o sıralar bir talihsizlikler ardı ardına geldi.Çünkü o sıralarda bir sinema prodüksiyonu olan ve çekimleri Ayvalık'ta gerçekleşen Kurtuluş Savaşındaki ''Akbaş Baskın'ı'' adlıu filimde Edremitli Ömer rolünü canlandırırkende ben rahatsızlanmış bir ara çekimlere ara vermiştim.Tedavi süremden sonra filme kaldığım yerden başlamıştım.Zaten o sinema filminin ardınada''Boşanmak istemiyorum adlı dizide Hüseyin karakterini canlandırmıştım. N.K:Bu arada tiyatro eğitimini ne yaptın? Şener Vurkaya:Hiç ara vermeden devam ediyorum.Tiyatro benim büyük tutkum ve olmazsa olmazım.Sadri Alışık Kültür ve Sanat Merkezin'de oyunculuğumu pekiştirmek için Çolpan İlhan,Kerem Alışık,GülsenTuncer,Birgül Ulusoy,Emre Narcı gibi bir çok sanatçıyla beraber çalışma fırsatı yakaladım.Zaten Sadri Alışık Kültür ve Sanat Merkezi'inde aldığım dramatoloji ve diksiyon eğitimleriyle kendimi geliştirmeye çalışıyorum. N.K:Başka çalışmaların varmı? ŞenerVurkaya:Tabiiki; en son geçtiğimiz şubat ayında yayınlanan ''Yalan Dünya''adlı TVdizisinde başrol oynadım. N.K:Evet izledim bu rolünle kamera önündeki karizmatik duruşunu ve yüksek performansını başarıyla sergilemişsin. Şener Vurkaya:Teşekkür ederim ,teveccühün .Yanlız Sadri Alışık Tiyatrosunda Fransa'da halen gösterimde olan Fransız yazar Rene Rıpert'in ''Suçlu'' isimli oyununda, hocam Çolpan İlhan yönetiminde avukat Andre Ryer karakterini vede aynı dönem Anton Chov'un Sevgili Doktor isimli oyunu ile Tiyatro Festivali süresince oynanacak her iki oyunun çalışmalarına yoğun bir şekilde başladık. N.K:Desene Haziran ayında Sadri Alışık Tiyatrosunda Festival kapsamında profesyonel tiyatro oyunculuguna adım atıp izleyici karşısında yeteneğini sergileme sansını yakalamışsın Şener Vurkaya:Eh biraz öyle oldu üstelik Eylül-Ekim ayı içerişrinde çekimlerine başlanması düşünülen bir sinema prodüksiyonunda rol almak için yapımcısıyla yönretmeniyle ön görüşmelerine devam ediyoruz. N.K:Bu söyleşi için teşekkür ederim. Sanatçı Şener Vurkaya'ya başarılarının devamını diliyorum.Ve onun en yakın takipçisi olacagımızı belirtmeden geçemeyeceği.
|
29 May 2008
|
| |||||
Hayat boyu çalışıp didinirsin. Hep bir koşuşturma, hep bir hareket gerektirir.Tabi sadece bununla kalmaz. Zeka, fiziksel güç, istikrar, azim ,hırs da bir bütün halindedir.Hep bir hayat mücadelesi taşırsın. Kimi zaman aldığın karşılık yani maaş tatmin eder, kimi zamanda bir ömür iki yakayı bir araya getirmeye uğraşırsın. Ama gün gelir beyninde bedeninde yorulur.”Tamam”derler.”Sen artık emeklisin” Eline sıkıştırdıkları iki kuruş para ile kala kalırsın. Emekli olmak aslında sevindirici olmalı değil mi?Bunca iş , bunca yorgunluğun karşılığı olmalı. Ama öyle değil. Sırtında bir ömür bir küfe taşırsın. Ama onu bir kez bırakırsan bitersin. Emekli insan gereksiz insan oluverirsin. Avrupa daki ülkelerde emekliler baş tacı yapılıp ödüllendirilirken hatta, kendi kendilerine ödül verip, bizim turizm dengemize bile katkıda bulunurken, bizler bu maaşla kapı dışarı zor çıkarız.Tabi iş parayla bitmez. Artık sözüne riayet edilmez, lafa karıştırılmaz kısaca hiç dikkate alınmaz. Çalışmadığı için işsiz güçsüz ,ayak altında dolaşan insanlar haline gelir. Sanki bir ömür çalışmamış gibi. İki kuruş maaşını almak için sürünür. Kuyruklarda bekler, hatta kimi zaman kuyruklarda can verir. Bu mudur karşılığı? Bu mudur hak edilen?Bunca emeğin çabanın sonucu böyle mi olmalıdır? Tabi bu manzarayı gören çalışan ama emekliliği çoktan gelmiş insanlar emekli olmaktan korkarlar. Bu olay da bağlantılıdır.Onlar emekli olmaz, gençlere de yer açılmaz. İşten emekli olmak hayattan da emekli olmak mıdır? |
23 May 2008
YETERKİ HAYVANLARIMIZ RAHAT ETSİN
Taksiler son günlerde gündeme park edip oturdular önce İstanbul'da seferlere başlayan Deniz Taksi,Bolu'da Uçak Taksi üstelik (saat ücreti 500Euro) ve bunlardan dahada ilginç artık evcil hayvanlarımız için PeTaksi'ler var.düşünsenize iri ırk bir köpeğiniz var aracınız yok,yada aracınız var ama bakımda,köpeğiniz hastalandı veterinere götüreceksiniz ancak hiçbir taksi sizin Golden Retriever veya Rotweiller yada Daua'nızı almak istemez.Peki hayvanı kendi halinemi bırakacaksınız işte!tam bu can alıcı noktada PETAKSİ imdadınıza yetişiyor bir telefonla gelen konforlu köpeğinizin tüm ihtiyaçları en ince detayına kadar düşünülmüş.Panelvan şeklinde araçların içinde;sedye,ağ,hatta agızlık gibi donanımlar mevcut ,değil veterinere bu taksilerle şehirler arası bile rahatlıkla gidilir yeterki siz paradan haber verin.Oldukça masraflı olan bu köpekleri besleyenler için pek önemli değildir ücreti ama yine bilgilendirmek için biraz taşıma ücretine değineyim.Açılış ücreti 5 ytl. sonrasında km başına 2 ytl. ekleniyor.Ama canımız kadar sevdiğimiz köpeğimiz rahat etsin yeterki.
23 May 2008
|
Öncelikle kısa bir hikaye anlatmak istiyorum. Uzaklarda bir köyde, kocası, çocuğu doğmadan ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın, kendisine arkadaş olması için dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye baslar. Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır. Günler geçer ve kadın bir gün bir kaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. Gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvanı. Tam o sırada içerdeki odadan bebeğin sesi duyulur. Anne odaya girer, ve beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı görür. Olay tamamen yılan ve gelincik arasında gerçekleşmiş olmasına rağmen, anne bakıp anlamadan, görüp öğrenmeden tam bir önyargı ile yani gelinciğin evcil bir hayvan olmadığını düşünerek ona saldırmış ve öldürmüştür. Belki bu bir hikaye ama önyargı hayatımızın ruhumuzun içinde, önyargı ile kimleri cezalandırmadık, kimleri terk etmedik, arkadaşlığımızı, ortaklığımızı hatta dostluklarımızı bitirmedik. Kimleri yerle bir edip hayatlarını alt üst etmedik. Kimse ön yargılı değilim dir demesin. Zaman içerisinde mutlaka önyargı ile baktığımız olaylarla karşılaşabiliyoruz. Ama tabi bunu yaşam şekli olarak kabullenmiş insanlarda olabiliyor. Örnekleri çoktur. Toplum olarak önyargılı olabilir miyiz diye düşünmeden edemiyorum. Bir kötünün asla iyi olamayacağını düşünürüz hep, mesela bir hırsızın oğlu hırsız olur yada kötü yola düşmüş bir insanın kızı kötü olur gibi… Önyargı, emin olmadığımız yada tam anlamıyla bilgimiz olmayan konularda kafamızda verdiğimiz kesin ve net kararlar olarak hatta çoğu zaman yanlış kararlar olarak hayatımızı yada başkasının hayatlarını etkiler.Çoğu zaman ekran önünde oturarak o beyaz camın içerisinde görünen insanları eleştirip dururuz. Onları tanımadan hayatları hakkında tam bir önyargı ile yorumlar yaparız. Önyargılı olmak, insanların hakkımızda doğru kararlar alamamalarını, yada bizimle olan paylaşımları konusunda tereddütler yaşamalarını sağlar. Bu yüzden önyargıya varmadan önce daha mantıklı ve akılcı düşünceler içinde bulunur ve daha hoşgörülü yaklaşımlar taşırsak, eminim huzurlu bir yaşam sürdürebiliriz. |
23 May 2008
1 YAŞINDA SİGORTALI OLMAK GÜZEL
Siz burnunuzu sokana kadar, sürünerek de olsa kör topalda olsa ,yürüyen bir sistemimiz vardi.
Bir düzelttiler.
Komple iflas etti.
Çünkü, siz emeklilik yaşını 65'e çekince, ahali de sigortalılık yaşını 1'e çekti!
Henüz dogmamış çocuğunun ultrason fotografini getirip, sigortalı yapan bile oldu.
- Bu ne?
- başı herhalde
- Onu sormuyorum birader, neci?
oyuncu! diyeceksinizki doğmadan olurmu?
Bizce de olmaz.. Hatta tam 'Oyle sey olur mu' demeye hazirlaniyorduk ki,
Basbakanimiz ATO Baskani'ni kolundan yakalayip,
'Bizim Memo'nun kaydini yaptin mi?' diye sordu.
Memo, Cumhurbaşkanı'
Mısır tüccarı.E, 15 yaşında mısır tüccarı olursa,
5 yaşında finansman müdürü neden olmasın?
Berber tıraşı bıraktı, çocuk başına 500 liradan kayıt yapıyor.
Sayenizde 'sigorta hava parası' diye bir şey cıktı başımıza...
Masraflar 260 lira filan tutuyor, 240'ar lira yelken...
Ok yaydan çıktı tabii...
Şu anda bizim mahalle berberine kayıtlı 1813 işçi çocuk var.
Bakkalda çırak patlaması yaşanıyor.
Ana babalar aniden hucum etti,
350 sene reklam çekmeye yetecek kadar bebek yıldızımız oldu.
Üstelik...
65 yaş emelinize ulaşamayacaksınız.Çünkü bu hayat şartlarında o kadar yaşanmaz
Ama millet, firsat bu firsat, 1 yaş emeline ulastı...
Yarin, obur gün hükümet değiştiğinde gelen bu yasayı iptal ederse,
'mezarda emeklilik' hikaye olacak.
'Kundakta sigortalılık' baki kalacak.Çünkü verilen hak alınmaz
21 May 2008
PKK'NIN MALİYE KAYNAKLARININ YAYINLANDIĞI GAZETE
yorumsuz olarak gazeteyi kopyalıyorum.Ve ateş olmayan yerden dumanın tütmediğine kanıt.
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| ||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
21 May 2008
İDEAL ŞOFÖR
Trafik polisi cevirme yapıyormuş ve bir polis, aracı durdurup kontrol etmektedir
Polis:tebrikler beyefendi, bu gün ilk kemer takan sizsiniz size 1 milyar ödül veriyorum, bu parayla ne yapmayı düşünüyorsunuz?
Adam:ehliyet almayı.
Polis: sizin ehliyetiniz yok mu?
Yandan karısı: siz ona bakmayın memur bey içince böyle sapıtır
Polis: iyice zıvanadan cıkmak üzereyken,
Arkadan bi arkadaşları:ben size demedim mi çalıntı arabayla yola çikmayalaım diye ,
Polis: tam tepki verecekken ,
Bagajdan bir ses :sınırı geçtikmii ?
YENİ ÇERİ AĞASI
Sarhoş bir yeniçeri ağası bir gün dolaşırken bir Yahudi’yi görmüş hemen üstüne atlamış. "Siz İsa’yı öldürdünüz!!" diye.. Yahudi panik içinde "Ama efendim o 1.500 yıl önceydi" demiş.. -Yeniçeri ağası; "Napiim ben yeni öğrendim" demiş.
ŞOFÖR SARHOŞ OLUNCA
Sarhoş sürücü arkadaşına döndü: - Sanırım bir kasabaya yaklaşıyoruz - Nerden çıkardın şimdi bunu? - Daha çok adam ezmeye başladıkta..
21 May 2008
DİKENLİ TEL
İki deli tımarhaneden kaçmaya karar vermişler. Biri ötekine: "Git bak bakalım dikenli teller yüksek mi alçak mı, eğer yüksekse altından kaçarız, alçaksa üstünden atlarız." Diğeri gitmiş, bir süre sonra geri gelmiş ve şöyle demiş: "Ne yazık ki kaçamayacağız arkadaşım çünkü hiç dikenli tel yok!"
BALIK TUTUYORMUŞ
Deli duvara oturmuş.Elindeki oltanın ucu sokağa sarkmış.... Yoldan geçen soruyor;- Orada balık mı tutuyorsun sen?- Hayır alık tutuyorum.- Tutabildin mi bari ?- çook ... Seninle 23 oldu
BİR KEDİ DAHA
| Akıl hastanesinden kaçan iki deli, karşıdan gelen bekçiyi görünce iri gövdeli bir çınarın arkasına saklandılar. Bekçi,onların ayak seslerini işitmişti.Sordu:- Kim o?ıçlerinden biri kedi gibi miyavladı.Bu başarılı miyavlamadan sonra bekçi yürüyüp gidiyordu ki,delilerin ayakları altındaki yapraklar hışırdadı.Bekçi geri dönüp yine seslendi:- Kim var orada?ıkinci deli cevap verdi:- Bir kedi daha. |
ENAYİ MİYİM BEN
Delinin biri hastanenin bahçesinde el arabasını ters çevirmiş ve sürmeye uğraşıyormuş. Bunu gören doktor: - Öyle sürülmez, düzeltsene arabayı. Deli hemen cevap verir: - Geçen gün senin dediğin gibi sürdüm akşama kadar kum taşıttırdılar, enayimiyim ben!
PLÂN BOZULDU
Akıl hastanesinde deliler bir araya gelip kaçış planı yaparlar. elebaşları planı anlatır : -Büyük bir kütük bulup ilk önce 1. kapıyı, 2. kapıyı ve daha sonra 3. kapıyı kıracağız ve herkes başının çaresine bakıp kaçacak. sabah olunca bir kütük bulurlar doğruca 1. kapıyı kırarlar, 2. kapıya koşup onu da kırdıktan sonra 3. kapıya yönelirler. 3. kapının açık olduğunu gören elebaşları der ki : -Arkadaşlar plan bozuldu geri dönün.
21 May 2008
Sizleri biraz olsun gülümsetebilmek için
cehennem karikatürleriyle başbaşa bırakıyorum.Saygılar














21 May 2008
CİNLER ARTIK YARGIYADA EL ATMIŞ.
Dünyada Siyonizmin gücü, İsrail'in faaliyetlerinden çok daha geniştir. Dünyadaki süper güçlerin üzerindeki Yahudi lobilerinin güdümü göz önüne alındığında, gerçek tablo ancak anlaşılabilir. Aynı şekilde, Mossad'ın faaliyetleri de Mossad ismiyle sınırlı değildir. Mossad, çoğu kez ortaya başka şekillerde çıkar. Mossad'ın örgütleyip yönlendirdiği yan kuruluşlar, örneğin mafya, kontrgerilla, sahte anti-semitik örgütlenmeler gibi paravan teşkilatlar Mossad hedefleri doğrultusunda faaliyet gösterirler.Gelelim konumuza Ankara Adliyesi bir kaybolup bir ortaya çıkan medyum Recep Kaplan'ın dava dosyasıyla çalkalanıyormuş. Savcı, “Dosya masamdan uçtu" derken medyum “Cinlerim beni sever” açıklamasını yapmış.İnanılması güç ama, olay, Ankara Adliyesi’nde yaşanmış. Yaklaşık bir yıl önce, ailece hukukçu olan olan bir şikayetçi, medyum Recep Kaplan’ın kendisini kandırdığı iddiasıyla davacı olmasıyla başlamış olaylar.
Soruşturmaya bakan savcı, bir gün önce kendisine gelen ve bizzat üzerinde göz gezdirdiği dosya üzerinde çalışmak, bilirkişi incelemesi yaptırmak ve medyumun ifadesini almak istemiş. Ancak dosyayı bulamamış. Küçücük odada yapılan tüm aramalara rağmen dosya bir türlü bulunamamış.Aradan iki ay geçmiş.Savcının artık umudunu kestiği medyuma ait pembe renkli soruşturma dosyası masasının üzerinde duruyormuş. Dosyayı inceleyen ve hemen bilirkişi incelemesi yazısı çıkaran savcı, dosyayı masasının üzerine bırakmış. Savcı, istediği bilirkişi inceleme raporunun kendisine gelmesi üzerine, suçlanan medyumun ifadesini almak için görevli katibinden, dosyayı tekrar çıkarmasını istemiş. Ancak, dosya yine bulunamamış
. Medyum Recep Kaplan ise, davanın Yargıtay’da temyiz aşamasında olması nedeniyle yorum yapmak istemediğini belirterek şunları söylemiş: “Dosyayı beni seven cinlerim kaybetmiş olabilir".demiş. Kaplan ayrıca şu ilginç iddiayı ortaya atmış "CIA ve MOSSAD medyumlardan yararlanıyor. İddia ediyorum, benim gibi birkaç kişi var Türkiye'de demiş.Artık yargımızda cinlerin,hocaların eline düştüyse halimiz nicedir.
21 May 2008
3-4 yıl öncesi bir köşe yazısında Semra Hanım'a "ANAP"ı sormuş.
"ANAP neden böyle oldu" gibisinden.
Bayan Özal "ben siyasetten anlamam" diye geçiştirdi.
Masaya oturunca da bize "babasından dinlediği bir şeyi" nakletti:
- Babam derdi ki... Bir ev veya arsa alacağın zaman, satıcıya soracaksın... Bunu sen kendi kazandığın parayla mı elde ettin, yoksa babandan miras mı kaldı?
- Eğer, kendi kazancıyla sahip olmuşsa, satıcı onun kıymetini bilir... Ucuza satmaz... Ama babadan miras kaldıysa... Ucuza satıverir... Mirasyedilik böyledir... Turgut, ANAP'ı nasıl kurdu, bana bir sor... Ne zahmetler çekti... Ama mirası tüketmek çok kolay.
Diye yanıt veren Semra Özal ANAP'ın 25.ci yaş günü için düzenlenen panelde tekrar ANAP'a dönmek istediğini söylemesi ve kaydının tekrar yapılmasını talep etmesi ''artık bende siyaset arenasındayım ''mesajını vermiş oldu.Oysa siyasetten anlamadığını vurgulayan kendisi değilmiydi?Yoksa siyasetle uğraşmak için bir alt yapının bir önemi yok mu?Daha önce ANAP'a baş vuran Ahmet Özal bu işe ne diyecek?Bekleyelim görelim.
21 May 2008
Sumru Çörtoğlu'nun yaş haddinden emekliye ayrılmasıyla boşalan Danıştay Başkanlığı için seçim başladı. Dünya Online'nin haberine göre;
Danıştay toplantı salonunda yapılan Genel Kurul'da, salt çoğunluk sağlanarak seçimlere geçildi. Seçimde; başkanlık için, Danıştay 1. Dairesi Başkanı Yılmaz Çimen, 2. Daire Başkanı Mustafa Birden, 3. Daire Başkanı Gürsoy Gönenç ve 7. Daire Başkanı Turgut Candan yarışıyor.
Seçim bugün sonuçlanmazsa daha sonra belirlenecek günde devam edilecek.
Danıştay Başkanlığı'na aday olabilmek için 8 yıl Danıştay üyesi olarak görev yapmış olmak gerekiyor.
Danıştay Başkanı seçilebilmek için üye sayısının salt çoğunluğu olan en az 48 üyenin oyunu almak gerekecek.
Gizli oyla gerçekleştirilecek seçimlerde ilk üç oylamada sonuç alınamazsa üçüncü turda en çok oyu alan 2 aday arasında dördüncü tur oylama yapılacak. Bu turdan da sonuç alınmazsa, seçim yeniden aday gösterilerek tekrarlanacak.
Danıştay'ın yeni başkanı yaş haddinden emekliye ayrılmazsa 4 yıl süreyle görev yapacak.
21 May 2008
Ağlayarak geldik dünyaya Sandık herşey toz pembe,beyaz veya... Seçme şansımız varmıydı ya ? Bunca acılara dayandık Bir gün güleceğiz diye yaşadık Gülme şansımız varmıydı ya? Hayat acımasız sürüp gidiyor Derdin biri başlıyor biri bitiyor Engel olmak şansımız varmı ya? Yaşamak buysa yaşıyoruz Hayatın yükünü omuzda taşıyoruz Ölmek şansımız varmı ya? Karar verip giderken ben Ölmek için ,dersen daha erken Dönmek şansımız varmı ya? Nilgün Karabulut
20 May 2008
Last Posts
ADALET Mİ MÜLK'ÜN TEMELİDİR.MÜLK MÜ ADALETİN TEMELİDİR?Risk almadan ek kazanç elde etmek istermisiniz?
Türkiye'de yaşananlardan Azerbaycan'ın çıkaracağı ders mi?Ya biz hâlâ uyuyalım mı?Okuyun bu haberi
DAYANIŞMAYA VARMISIN,YOKMUSUN?
29 MAYIS 1453 İSTANBUL'UN FETHİ
Sponsor Links
Popular Posts
PKK'NIN MALİYE KAYNAKLARININ YAYINLANDIĞI GAZETEBİR YILDIZ DAHA DOĞUYOR
1 YAŞINDA SİGORTALI OLMAK GÜZEL
29 MAYIS 1453 İSTANBUL'UN FETHİ
DAYANIŞMAYA VARMISIN,YOKMUSUN?
Tags
elektrik idaresi, haberin olsun, müzik, Ergenekon, haberiniz olsun, icra, TEDAŞ, Azebaycan, onpuntocular, gezi, usulsüzlük, Bismihu, Hayta, erol marketing, adalet, bedava, google, vatandaş, market, fatura, Fethullah Gülen, borç, my inube, Atam, elektrikComments
yasardilsiz: Deveye sormuşlar: "Boynun nede...yu7khy: eh işte idare eder benim buk...
opasocor: bnm oldugum her yerde sende ol...
opasocor: benm msn adresım elestarmhd@ho...Search

(1)








İstanbul'un Fethi, 29 MAYIS 1453'te şehri günlerdir kuşatan Osmanlı ordusunun, şimdi İstanbul olarak bilinen, o zamanki adıyla Konst,antinopolis şehrini Sultan II. Mehmed Han'ın komutanlığında fethetmesidir.
Cumartesi öğlen saatlerinde yorum yazmak için Onpuntoyu açtığımda siteye giriş engellenmiştir deyince şaşırdım ama engellenebilir pencerelerdende izin verdiğim halde bir türlü giremedim,moralim bozuldu.Çarşıda maksatsızca yürürken Şener Vurkaya'ya rastladım.Şener Vurkaya çocuk denecek yaştan beri müzikle uğraşıyor ve sesi çok güzeldir.Çok küçük olmasına rağmen sesi daha büyükmüş gibiydi kendiside oldukça karizmatik sanatçı ruhu taşıyan bir gençti.Aynı zamanda iyi bir Onpuntokolik okuyucularındandır.Birden bir şey dürttü beni Şener Vurkaya'ya bir röportaj yapabilirmiyim seninle deyince her zamanki gibi naziklikle neden olmasın dedi ve ricamı kabul etti.
Hayat boyu çalışıp didinirsin. Hep bir koşuşturma, hep bir hareket gerektirir.Tabi sadece bununla kalmaz. Zeka, fiziksel güç, istikrar, azim ,hırs da bir bütün halindedir.

PKK terror təşkilatının illik gəliri 500 milyon avroya yaxındır. Bu məlumatla Türkiyə Silahlı Qüvvələrinin Baş Qərargah rəisinin müavini, ordu generalı Ərgin Sayqun çıxış edib. Ankarada Türkiyə Baş Qərargahı tərəfindən təşkil edilmiş terrorla mübarizəyə dair beynəlxalq simpoziumun yekununda çıxış edən general bildirib ki, kəşfiyyat və digər mənbələrdən əldə edilən məlumatlara görə, PKK mafiya şəklində fəaliyyət göstərən beynəlxalq terror təşkilatı olaraq çoxsaylı mənbələrdən gəlir əldə edir. Özü də bu gəlirlər son 3-4 il ərzində iki dəfədən çox artıb.